Haksız rekabet, bir kişi ya da kuruluşun ekonomik ve/veya ticari  çıkarlarının zarara uğramasına ya da zarar tehlikesinin doğmasına sebep olan iyi niyet kurallarına aykırı hareket ya da yanıltıcı davranışlar bütünü olarak tanımlanabilir.

Bu kötüniyetli hareketler bazen suç oluşturan eylemlerle de işlenebilmektedir. Bu durumda hem  haksız rekabete ilişkin yasakları ve hem de ticaret alanında rekabet kurallarını düzenleyen hukuk alanı olan Rekabet hukuku kurallarının yanında ceza kuralları da uygulama alanı bulabilmektedir.

Haksız rekabetle ilgili kurallar dizini 6762 sayılı Ticaret hukuku, 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve başkaca mevzuat hükümleri içinde yer almaktadır.

Ticaret Kanunu, Madde 56, Madde 57, Madde 58 hükümleri çerçevesinde yapılan düzenlemelere göre   – Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya iyiniyet kurallarına aykırı hareketler ve diğer başkaca davranışlarla  ekonomik rekabetin her türlü kötüye kullanılması olarak tanımlanır.

İyiniyet kurallarına aykırı hareketlerden bazıları da şu şekilde sıralanır :

1.Başkalarını veya onların mallarını, ürünlerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek;

2.Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında gerçeklere aykırı bilgiler vermek;

3.Kendi şahsi durumu, malları, ürünleri , ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı bilgiler vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine göre  kendini daha üstün duruma getirmek;

4.Paye, şahadetname veya ödül almadığı halde bunlara sahip imişçesine hareket ederek ayrıcalıklı bir yeteneğe sahip  bulunduğu izlenimi uyandırmaya çalışmak veya buna uygun olan yanlış unvan yahut mesleki isimler kullanmak;

5.Başkasının mallarını, ürünlerini, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar oluşturmaya çalışmak veya buna yönelik tedbirlere başvurmak, özellikle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;

6.Üçüncü şahısların işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına, onları görevlerini ihlale yöneltmek suretiyle kendisine veya başkasına menfaatler sağlamak amacıyla veya buna benzer  menfaatleri sağlamaya elverişli olacak surette, hakkı olmayan  menfaatler temin veya vadetmek;

7.İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri kandırmak  suretiyle, istihdam edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek veya ele ünü geçirmek;

8.İyiniyet kurallarına aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak;

9.İyiniyetli kimseleri aldatabilecek surette gerçeğe aykırı hüsnühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;

10.Rakipler hakkında da yürürlükte olan  kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek.

Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesinde “marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.” Hükmünü getirmiştir. Marka sahibi aşağıdaki önlemlerin alınmasını talep edebilmektir

a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması.

b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.

Marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olması nedeni ile aşağıdaki fiil ve davranışlar 556 sayılı KHK çerçevesinde  yasaklanabilir:

a) İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması.

b) İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması.

c) İşareti taşıyan malın gümrük bölgesine girmesi, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması.

d) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.

e) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması.

Yasaklanabilir.

Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayınlanmasından önce karar veremez

Rekabet ortamının düzenlenmesi ile ilgili 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da ortaya konulan bir kısım hükümler ile piyasada rekabetin korunması ve teşvik edilmesi yoluna gidilmiş, rekabeti bozucu engelleyici, sınırlayıcı hareketlere karşı bir kısım önlemler getirilmiş ve ticari hayatta haksız rekabetle ilgili hükümlerin düzenlemediği boşlukları gidermeye çalışmıştır. 4054 sayılı  yasanın 5. maddesinde bir kısım muafiyetler getirilmiş fakat aşağıda sıralanan bir kısım faaliyetler yasaklanmış ya da sınırlandırılmıştır. Buna göre ticaret ve sanayi aktörlenin;

1-Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar (Madde 4)

2-Hakim Durumun Kötüye Kullanılması (Madde 6)

3- Birleşme ve Devralma (Madde 7)

gibi faaliyetleri Rekabet Kurumu  tarafından denetim ve kontrol altına alınarak rekabet kurallarının piyasa şartlarında uygun bir şekilde işlemesi  amaçlanmıştır.